IngressKovadaki Okyanus – Satürn Kova Burcunda (Bölüm 1)

14 Ocak 2021by Hexagon0

Bu yazı Satürn’ün Kova burcuna giriş haritası baz alınarak yapılmış bir analizdir, Satürn Kova süresince tezahür edecek enerjilerin ve süreç içerisinde ortaya çıkabilecek unsurların genel çerçevesidir. Süreç boyunca kişisel haritaların aldığı etkenler deneyimlerde farklılık, tezahürlerde değişkenlik yaratabilir.

Satürn Kova burcundaki hareketine 17 Aralık 2020 TSİ Saat 20:04:14’te başladı, bu bir çağın kapanışına yeni bir çağın açılışına ilk adımı attığımız bir döngünün başlangıcı. Dikkat çekmek istediğim bir nokta tam olarak bu, yeni döngü tamamen yenileyici ve sarsıcı devrimler aracılığıyla birdenbire oluveren ve her şeyi sihirli değneği ile dönüştüren bir hayat başlatmıyor, aksine bu yeni yolun daha başında olduğumuzu bizlere ileten bir harita, yukarıda görüntülemiş olduğunuz giriş anı (Ingress) haritası.

Satürn, klasik astroloji geleneğinde Kova burcunu yönetir, Kova’daki seyahatini de sever. Kova burcu sıra dışı olmanın, farklılığın ve farklılaşmanın, marjinalliğin, isyanların, isyankarlığın, devrimlerin, krizlerin, toplumsallığın, grupların, kitlelerin, muhalefetin, karşı çıkmanın, aniliklerin, elektrik ve sinyalleşme alanının, verinin, yapay zeka uygulamalarının, sanal dünyanın, internet ortamının, bilimin/bilim insanlarının, buluşların ve icatların, kompozit ve inorganik malzemelerin, sentezlemenin, bilinemeyenin, uzayın, gökyüzünün, hava taşımacılığının, havayollarının ve hava elementi ile ilgili olan nice başlığın temsilcisidir. Bu dönemde olacak her gelişmenin kalıcı değişiklikler olacağını ve yeninin kabulüyle “geleneksel” hale gelişinin sistemsel açıdan oturduğu bir vakit olarak belirtmekte fayda görüyorum. Satürnyen temaların hem pozitif hem de negatif yanlarının yukarıda bahsettiğim ”Kova” burcunun anahtar sözcükleri aracılığıyla tezahür edeceğini belirtmek isterim. Ayrışım – birleşim ve tekrar ayrışım bu sürecin ana örgüsüdür. Kova burcu, yapısı gereği sentezlemenin ve sentez olguların temsilcisidir. Kişisel haritalarda Kova ile sembolize edilen konularımızda genellikle birleştirip-ayrıştıran ve bunlardan sonuç almaya odaklanan sentezci bir bakış açısına sahip oluruz. Haliyle, “kendi” ve “özgün” olmak isteyen bir titreşimin arzu ettiği şeylere sentezler yoluyla ulaşacağı ve kişisel merkezlerde yaşamsal faaliyetlerin bu sentezler ile dönüşeceğini, sağlamlığa-erginliğe erişme yetkinliğini “sentezleme ve krizler” yoluyla deneyimleyeceğimiz bir süreç içerisine girmiş bulunuyoruz. Ve Kova burcu genellikle geleneksel olan ile modern olanın sentezlendiği yer olduğu için, buradaki deneyimlerin açılımları da bu sentezleme yoluyla olacaktır. Kova, kalıplaşmış ve geçmişten gelen fikirlere ilk etapta isyan eder, ardından kendi vizyonu çerçevesinde bu fikirleri ele alır, bunları inceler ve analiz eder ardından ise modern olan bu görüşleri geleneksel ile buluşturur; deneyimi sentezler.

Satürn, klasik astrolojide iki malefikten (kötücül) biridir ve büyük malefik olarak adlandırılır. Klasik bakışta kötücül bir enerjidir; baskılama, kısıtlama, yok etme, yıkma ve yeniyi inşa etme/yapma temel motivasyonlarından bir kaçıdır. Ancak bu sadece klasik bakışta böyledir. Ruhsal açıdan ise karmanın efendisidir, ne ekersen onu biçersin söylemidir. Satürn disiplinli, çalışkan, sistem kuran, yasaları koruyan, bilgiyi derinleştiren enerjilerle de insan hayatını destekler. Kısıtlama ve baskılama sonucunda gelişim ve köklenme vadeder. Satürn kişiliğin ve sistemlerin kendi haline dönüşünü tetiklemek amacıyla bu “kötücül” etkileri gün yüzüne çıkarmaktadır. Bu etkiler özünde kötücül olmaktan uzak, varlık vibrasyonunu doğal haline çekmeye çalışan; kişilerin veya şeylerin olağan bir şekilde yapı ya da olgu haline gelmesini sağlayan bir nevi kötü bir öğretmendir. Ruhsal olarak ise bir hatırlatıcıdır, ruhun hatırlamasını ve deneyime erişmesini ister. Bu dünyada bulunmaya başladığımız andan itibaren Satürn’ün kısıtlamaları altında var olmaya başlar, bu kısıtlamanın içinde bir yaşam sürdürürüz. Var olan tüm engeller ve/veya ulaşılabilen tüm limitler Satürn ile ilintilidir.

“Baskılama ve kısıtlama ile ilgili olarak evrende yaratılmış ve yaşamakta olan her şeyin “stres” altında geliştiğinin altını çizmekte fayda görüyorum. “

YÜKSELEN YAY – ASC

Satürn’ün Kova burcuna giriş anı haritasında Yay burcu yükselmekte, Yay burcu Jüpiter tarafından yönetildiği için benefik (iyicil) karakterde bir burçtur. Umut dolu ve yaşama katılma arzusuyla doludur. Bu umut, benliği dışarıya taşıma ve dışsal olma yolunda bazı tohumlar yeşertiyor, motivasyonu ve inancı artırıyor. Aynı zamanda sosyal burçlar grubundan olan Yay, toplumdaki umudu da yeşertmeye niyetli. Yay burcunun gölge yönlerinden bir tanesi olan “bildiğim bildik” tavrı, kendi doğruları dışında başka bir doğruyu kabul etmeme ve bildiğine sıkıca bağlanmadır. Haliyle burada algıyı dönüştürücü, genişletici bazı vibrasyonlar hayatımızda yer alabilir ve bu algıyı kırmak adına bazı problemler gündeme gelebilir. Açık fikirli olmak, bilgiye değer vermek, yeniyi keşfetmeye odaklı olmak bu sürecin ileriye taşıyan enerjilerindendir. Bu enerji ben ve diğerleri, ilişki kurduklarım manasına gelen 1-7 aksının içerisinde yerleşmiş olacak. Ve tabii ki kadersel olarak, ilişkiler ve bireysellik yolunda dönüm noktalarına şahit olacağımız yollarla dolu olacak. Toprak elementindeki melankoli, kuruluk burada yerini Hava elementinin aydınlatıcı, yüksek enerjili, bilgiyi getirici niteliklerine bırakıyor. Kalıcı değişikliklerin olacağı bir zaman diliminden söz etmekteyiz. Bu döngünün yaşanılan son dönemden daha fazla umut taşıdığı su götürmez bir gerçek, hatta kesin. Daha iyicil bir enerjinin varlığı, daha umut dolu bir yaşam arzusu burada bulunmakta ancak sancılı ve krizli süreçler tamamen kapanmış değil. Bilgiye verilecek önem, krizleri yönetme süreçlerinde en değerli devinimi oluşturan etken olacak. Toplumsal değerler, toplumsal ahlak, kişilerin ahlak anlayışları, töre, geçmişten gelen kalıplaşmış inançlar, sözlü yasalar ve geçmişi ilgilendiren kök inançlar genellikle kayıp enerjisinin tezahür edeceği alanlar olarak ön plana çıkmakta. Ayrıca dini inanç sembolleri, inanç grupları, tarikatler, uçlarda bulunan düşünceler, ekstremist fikir yanlıları, akademiler, üniversiteler, eğitim kurumları, eğitim ve öğretim faaliyeti gösteren yerler, yurtdışı bağlantıları, yurtdışını ilgilendiren başlıklar da bu dönem içerisinde “kayıp” enerjisinin tezahür edeceği başlıklar olacaktır. Bu alanlarda toplumsal / bireysel farkındalık bilincini genişletmeye yönelik bir vibrasyonun içerisinde olacağız. Pek tabii ki, burada sosyal bir burç olan Kova bağlantısı ve haritanın Venüs yerleşimi sebebiyle ilişkiler çok ön planda ve odak noktasında olacak.

Haritanın ana aksında yerleşmiş olan değişken burçların içsel deviniminden ötürü bir kutuplaşmanın hem bireysel hem de toplumsal-milletlerarası açıdan kaçınılmaz oluşundan da bahsetmek pek tabii mümkün gözüküyor. Toplumsal farkındalığı ve farkındalık bilincini yeşertmeye yönelik bazı akımlar, fikirler, sosyal sorumluluk hareketleri, isyanlar, ayrışmalar, toplumsal kutuplaşmalar bu süreçte çokça duyacağımız ve izleyeceğimiz alanlar olacak. Kova burcu, otonom hareketin ve yapay zeka sistemlerinin de içinde bulunduğu bir alandır, önümüzdeki 2,5 yıllık süreçte sosyal yapılarda ve sosyal deneyim alanlarında “otonom” ve “yapay zeka” kelimesinin çokça geçeceğinin altını çizmek isterim. Çünkü Kova burcu, yapısı gereği kendiliğindenci bir hale bürünmeyi ve bu kendiliğinden olan içkinlik sebebiyle kendini yönetebilmeyi bunu doğal bir akışta yapabilmeyi arzu eder. Özgün, özgür, kendiliğinden olan Kova burcu; sentezlediği bilgiler doğrultusunda bu öz-yönetimi kazanmayı amaçlar. Sosyalliğin yeni bir tanımının yapıldığı, yeni sosyal yapıların kurulduğu, yeni ve hayatımızda uzun süreler kalacak sosyal norm değişikliklerinin gündemde olacağını belirtmeliyim.

GÜNEY AY DÜĞÜMÜ – MERKÜR – GÜNEŞ YAY I. EV

Güney Ay Düğümü, Merkür ve Güneş Yay burcundaki kavuşumuyla yükselen çizgisinde konumlanmışlar, haritanın fokal noktalarından bir tanesi olan bu yerleşim aracılığıyla yukarıda bahsettiğim enerjiyi doğrulamamız mümkün, iyicil yani benefik olan tam olarak yükselmekte. Benefik enerjiler yapısı gereği verici, besleyici ve hediye veren bir karakterdedir. Ancak burada Güney Düğümü etkisinin varlığından dolayı, ruhsal olarak budanmanın varlığından söz etmek gerekir, özellikle bunun inançlar ve ideolojiler yoluyla politik arenada gelişebileceğini düşünmekteyim. Bir nevi kayıp etkisi bu yerleşim içerisinde hakim ancak buradaki kayıp, ruhsal gelişimin itici güçlerinden bir tanesi tarafından olduğu için çok da karşı koyulabilecek durumlar olmayacak. Kadersel karar anları özellikle içgüdüsel ve sezgisel olarak tetiklenecek. Ay Düğümleri İkizler/Yay aksının içerisinde olduğunda bilgi ve deneyim arasındaki çatışma ön plana çıkar, bilinç yapısında ve fikirsel açıdan değişimler yapma zorunluluğu vardır ve eskiye dair kalıplar, geçmişten gelen fikirler zarar verici ve kayıp kaçınılmazdır, hem kişisel hem dünya perspektifinden hem de dünya dışı yeni ufukların, yeni gezegenlerin, yeni yaşamsal alanların bulunuşu ve keşfi de burada önemli bir sürecin temsilcisi olacaklardır.

Güney Ay Düğümü, Merkür ve Güneş’in Yay burcundaki yerleşimleri negatif anlamda ideolojik fanatizmi, dar görüşlülüğü, bildiğim bildik tavrını, inançların çatışmasını ve savaşını, genişleme/yayılma çabalarını ve bu sebeplerden ötürü işgali, özgürlük arayışını ve bundan doğacak çatışmaları, özgürlük arayışının dar ve kısıtlı bir alana odaklanmasını, akademiler ile ilgili kapatma/görevden alma kararlarını ve yapılacak kanun değişikliklerini temsil eder. Yay burcunun sembolize ettiği akademiler ve akademisyenler ile alakalı olarak da bazı baskılamalar, bitişler, donmalar, kaybolmalar, bir takım problemler meydana gelebilir. Bürokratik/diplomatik açıdan bazı oyalama, oyalanma ve duraksama gibi etkilerin de açığa çıkabileceğini belirtmeliyim. Pozitif anlamda ise umudu, büyümeyi, yolculukları ve seyahatleri, keşfetmeyi, yeni perspektifler kazanmayı, aranan özgürlüğü bulmayı, ruhsal olmayı, inançlar ile harmanlanmayı, akademiler ve uzay ile ilgili keşifleri, yeni yerler keşfetmeyi temsil eder. Bilinç yüzeyinde yaşanabilecek yolculuklar aracılığıyla geçmiş / gelecek ekseninde var olan ve çözülmek istenen “kimlik” meseleleri gün yüzüne çıkabilir, maskeler dağılabilir ve yüzleşme gerçekleşebilir. Bu yerleşim altında, kişilere iyi geldiği sanılan “sosyal maskeler” aslında kayıp verdirici ve zararlı bir niteliktedir. Varlığın açılmasını ve deneyimini zenginleştirmesi adına “süper ego” sorunları baş gösterir ve sosyal normlar ile çatışma ve uyuşmazlık başlar; uyuşmak, uyum sağlamak adına bazı zorunluluklar ve tamamlanması gereken bazı aşamalar olduğunu bizlere aktarır. Aynı minvalde, süper ego ile çatışma; bu kuralları ve gereklilikleri yerine getirmeme ve bunlara karşı direnme ile ilgili süreçleri de gün yüzüne çıkartır. Ayrışım, birleşim ve tekrar ayrışım örgüsünün görüleceği en büyük alan bu alanlar olacaktır.

Mevcut varlığın ileriye taşındığı ve özgüllüğü geliştirme niyetleri ile ortaya çıkacak ve yeşerecek yeni yollar bulabiliriz, dönüm noktası olabilecek anlar yaşayabiliriz. Ruhun geçmişten getirdiği, yanlış olduğunu bildiği ancak düzeltme yoluna gitmediği tavırları ile ilgili geçmiş-gelecek ekseninde varlığı anlamlandırmaya yönelik bazı yolculuklar, krizli olacak ama geliştirici nitelikleri yaşama taşıyacak. Bu ruhsal budanma yeniye yer açmak ve yeniyi inşa etmek için gerekli olan en önemli kanaldır. Öz-benlik, kimlik ve maskelerimiz arasında derin bir yolculuğa çıkıp kişisel sınırlar içerisinde mutsuzluğun sebeplerine odaklanmak ve bunları dönüştürmeye yönelmek, içsel engelleri aşma çabası yoluyla yetenekler ve benlikte yapılacak kalıcı dönüşümler, kişilerin kendine karşı duygularını katılaştırması ve katı bir öz-bakış açısı kazanma, kendini kısıtlama yoluyla genişleme ve büyüme, bazı ekonomik ve duygusal problemlerin benliği ve kaynakları geliştirici bir form alması, yeni kaynaklar yaratmak adına çıkılacak yolculukta ağır, yavaş ve sancılı bir genişleme; tüm bu anahtar cümleler geçmiş/gelecek ekseninin içinde yapılacak yolculuğun kişisel perspektifteki en büyük etkilerindendir. Kişisel haritaların aldığı etkilere göre konuların tezahürlerinde değişiklikler görülebilir.

JÜPİTER – AY – PLÜTON OĞLAK II. EV

Aneretik (son derecelerde yerleşmiş) derecelerde bulunan Jüpiter-Ay ve Plüton kavuşumu haritanın ikincil fokal noktası. Buradaki yerleşim sancılı bir dönüşümün son aşamasına işaret eden ve bu döngünün tam olarak kapanmadığını bildiren bir mesaja sahip. Hayat görüşünde değişiklikler, soyut konuları ele almada farklı bakış açıları, sosyal yapıları gözden geçirmek için düşündüren, dünyasal perspektifi iyileştirmede ve dönüştürmede son derece kuvvetli enerjilerin hakim olduğu bir Satürn Kova seyahati olacak. Aneretik planetler, süreçlerin sıkıcı enerjisini ve stresini üst düzeyde barındıran görünümlerdir ve genellikle değişime bir adım kala hissiyatını veren enerjiyi hayatımıza taşırlar. Maddi zorlukların ortaya çıkışı ve bolluk enerjisinin sosyal – duygusal dönüşümler yoluyla zarara ve kayıplara uğrayabileceğini belirtmekte fayda görüyorum. Ekonomik anlamda işler tam olarak rayına oturmuş değil, hatta sarsıntı devam ediyor. Ay vibrasyonu temel dünyasal ve duygusal ihtiyaçlarımızı giderme ile ilgili olduğundan ötürü, ekonomik problemler büyük ve sancılı dönüşümlere gebe olabilir; bu ihtiyaçları gidermede bazı engeller çıkabilir, ekonomik açıdan zorluklar yaşanabilir. Ancak bu alanlarda yaratılacak bir düzenleme, sistemleşme ve sistemin yeniden inşası yoluyla yeni metodun sağlanacağı ve bu enerjinin sağaltılacağını söyleyebilirim. Ancak burada toprak vurgusundan dolayı sıkı, yoğun ve ağır çalışma gibi başlıklar karşımıza çıkacaktır. Kişileri yeni düzenlerine taşıyan ve yeni bir ihtiyaç giderme matematiği kurmasını talep eden bir enerjiyle karşı karşıyayız. Sorunlar büyük ancak vadedilen dönüşüm gerçekleştiğinde hayat kaynağını sağlamlaştırıcı ve akışı kısıtlı da olsa bir nebze rahatlatacak enerjinin de varlığını söylemek gerekli. Ekonomik bir darboğaz durumu, yeni kaynaklar yaratma ve yeniyi bulma konusunda da kişileri/sistemleri ittirici bir faktör olacaktır. Jüpiter/Ay/Plüton üçlüsünün içerisinden çıkabilecek bir ekonomik kriz durumu mevcut olabilir.

Maddi ve yeraltı kaynaklarında yeni ufuklar, bazı kısıtlamalar, problemler ve sistemsel dönüşümler sürece fazlasıyla hakim. Jüpiter/Plüton kavuşumları yeraltı kaynaklarıyla gelen zenginliklere ve güce işaret edebilir. Aynı zamanda güç savaşlarını, varlık için verilmesi gereken mücadeleyi, varlığın dönüşümünü, zenginliğin yerini alan yokluğu veya tam tersi senaryolarını da kapsayabilir. Jüpiter/Plüton güç için verilecek savaşta adaletin, manipülasyon yoluyla değiştirilmeye çalışılacağını ve karanlık hamleler veya eylemler aracılığıyla gücün el değiştirmesini de kapsayan bir başlıktır. Yeraltı kaynaklarıyla ilgili büyük güç savaşlarının ve paylaşım konusunda bazı problemlerin gündeme gelebileceğini de belirtmekte fayda görüyorum. Uzay madenciliğinin bu çağ altında başlayabileceğini ya da uzay madenciliği için gereken altyapının bu etki altında kurulabileceğini de tahminlerimin arasına eklemekte bir zarar görmüyorum. Aynı zamanda Jüpiter/Plüton bu zenginliğin gizlenmesi ya da üstünün örtülmesi manasına da gelebilir. Ancak burada “kazanmaya odaklı” ciddi bir hırs, ne olursa olsun hayatta kalmaya yönelik bir güç enerjinin ikincil uzantısı olarak dikkat çekmektedir. Güç savaşlarının bu sürece damgasını vuracağını belirtmekte fayda görüyorum, hem toplumsal (ekonomi-politik) açıdan hem de bireysel açıdan. Bireysel açıdan ilişkiler yoluyla gelecek olan bu güç savaşı içerisinde de bazı sırların (özellikle kaçamakların ve özgürlük arayışının neden olduğu), gücü elde etme konusundaki bazı takıntıların dönüşüme zorlayıcı anlar yaratacağını belirtmeliyim.

Bu üçlünün kişisel merkezlere getireceği sınavlar genellikle duyguların dönüşümü, ihtiyaçların(Ay vibrasyonuyla ilgili tüm ihtiyaçlar bu kapsamdadır, yemek, seks, uyku, duygusal ve ruhsal ihtiyaçlar) giderilmesindeki problemlerin çözümü ve aynı zamanda bu alanda yeni problemler edinme, derinde kalmış travmaların sağaltılması, duygusal blokajları dönüştürme, yeni duygusal engeller ve blokajlar yaratmak, sistemleşme yolunda yüklerden arınma, hayatı ele alış şeklinde perspektif değişiklikleri, gücün yeniden tanımlanması ve güç dengelerinin sorgulanması, yakın çevre ilişkilerinin düzenlenmesi, iç dünyanın ve arzuların dönüştürülmesi, duygusal olana katı bir şekilde yaklaşma, duyguları bastırma veya bunlardan kaçma, duygusal olan ilişkileri ciddi bir perspektif ile ele alma ve bunları kendi merkezine uygun şekillerde tekrar duygulandırma, arzu nesnelerinin ve arzunun hayat akışındaki dönüşümünü sağlama, program-sistem ve takvime uygun çalışma alışkanlıkları kazanma aynı zamanda kişisel sistemleri rayına oturtmak için aşılması gereken bir takım problemler ve sistemsel engeller, engelleri aşmaya yönelik ciddi bir motivasyon eksikliği veya tam tersi olarak hedefe ulaşmaya yönelik ciddi bir istek, kişilerin ilişkileri içerisinde kendini ortaya koymasını zorunlu kılacak bir takım kişisel alan mücadeleleri, kendini ortaya koymaktan çekinen yapıların ciddi sarsıntı ve dönüşümler aracılığı ile kendini ortada bulması, ilişkiler ekseninde derin hesaplar, önceden planı yapılmış ciddi Plütonik enerjiler içeren manipülatif güç savaşlarının ve hedefe odaklı belirlenmiş kazanma tahayyülleri gibi başlıklar olacaktır. Duygusal ilişkilerin dönüşümü burada şarttır, hatta bir zorunluluktur. Bu yerleşimin bir gereği olarak kişilerin kendi düşünüş şeklini, fikirlerini ve zihinlerini de dönüştürmesi gereklidir. Çünkü Plüton’un değdiği hiçbir yerleşim asla eskisi gibi olamaz, eskisi olduğu anda sınavlar tekrar cereyan eder bu dönüşümler daha sancılı ve gergin bir yapıya bürünür. Dönüşüm buranın anahtar sözcüğüdür, her şey “ruhların” hayrına olsun inşallah.

Burada Jüpiter-Ay-Plüton üçlüsünün içsel motivasyonu kişilerin öz dünyasında ortaya daha önce çıkmamış irade ile ilgili meselelerin çözülmesini, aileden, geçmişten, köklerden gelen meselelerin çözümü konusunda iradeyi kuvvetlendirici bir faktörü ortaya çıkarmasına yönelik, bu enerjiyi kişisel merkezlerde ilksel manada doğurmasına ve bunu hayata katmasına yönelik bir frekansta çalışacaktır. Mars Koç için en önemli konu içsel dünyanın dışsallaştırılması, için dışarıya dönük olmasını ve bu içsel manevraların sağlanabileceği irade gücünün kişiler tarafından hayata katılmasına yönelik bir çaba ya da arzu taşımasını talep ediyor yerleşimler. İçsel agresyonun da bu dönemde tavan yapabileceğini, aile içi tartışmaların ve bu yollardan bazı karmik hesaplaşmaların ortaya çıkabileceğini söyleyebilirim, Mars Koç tarafından tetiklenecek bu enerji kendine zarar veren yıkıcı bir biçim alabilir. Burada dikkat edilmesi gereken Mars disiplininin ve yoğun hareketinin hayata katılmasını sağlamak ve bu enerjiyi mümkün olduğunca içsel yolculukların kapılarından geçmek, iç dünyayı daha tanıtıcı, keşifçi ve “içeride” aradığını bulmaya yönelik bir enerjiye kanalize etmenin, daha önceden yapılmamış olanları yapmanın, bedensel güçlenme ve hareket kabiliyetini artırıcı bir planı yapmanın kişiler açısından oldukça faydalı olacağını söyleyebilirim, aksi takdirde bu enerji yıkım prensibi ile birlikte gelecek ve stresi aşırı derecede yükseltecektir. Ev, aile, kökler, geçmiş ile ilgili çözülmemiş olan daha doğrusu tamamlanmamış olan şeylerin tamamlanacağı ve bu konular için ilkler döngüsünün açılışını bu süreç içerisinde göreceğiz. Ev, aile, yaşanılan yer, aile taşınmazları ve malları, köklerimiz ve geçmişimiz ile ilgili içsel olan şeyler ilk defa gün yüzüne çıkabilir, daha önceden gün yüzüne çıkmış ancak geçici olarak çözüm bulunmuş meseleler için de tekrar bunların ele alınmasını sağlayacak ve bunları tamamlanmış bir hale getirecek veya çözmeye yarayacak bazı faaliyetler içerisinde bulunabiliriz.

 

 

Devam edecek…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

http://kronoskop.com/wp-content/uploads/2020/12/Under_Construction_Light-Gif.gif

Bizi Takip Edin

Sosyal Medya Hesaplarımız